BİLMEK İSTİYORUZ!...
Anayasamızın 2. madde “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” amir hükmünü içermektedir
Yine Anayasamızın 6. Maddesi “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır...………. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Literatürde demokrasi, halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi, bir ülkedeki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimi olarak tarif edilir.
Demokratik Türkiye Cumhuriyetinde egemenliği ulus (millet) adına kullanan organlardan biri yürütmedir. Anayasamızın 8. maddesine göre yürütme erki (yetkisi) ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
Anayasanın bu emredici kuralları karşısında yurttaşlar adına görev yapan yürütme erkinin tüm eylem ve işlemlerinden, yurttaşların bilgilenme ve öğrenme hakları, vazgeçilmez anayasal haklarıdır.
Anayasal dayanaklarını belirttikten sonra yurttaş olarak neyi bilmek istediğimize gelmek istiyorum.
Bir önceki Genel Kurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt, sonradan kendisi tarafında yazıldığını belirttiği 27.04.2007 tarihinde Genel Kurmay internet sitesinde yayımlattığı e-muhtırada, “Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir……. Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar………. Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur…….. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.” diyordu.
Bu e-muhtıranın bir bölüm yurttaşta yarattığı kızgınlık AKP’ye 22. Temmuz 2007 de yapılan seçimlerde fark atarak kazanmayı sağlamıştır.
Bu sert e-muhtıra sonrasında 04.05.2007 tarihinde Sayın Erdoğan ve Büyükanıt Dolmabahçe Sarayında 3,5 saatlik bir gizli görüşme yaptılar. O görüşmeden sonra Sayın Büyükanıt büyük bir suskunluk içine girdi ve emekli olana kadar konuşmadığı gibi, emekli olduktan sonrada konuşmadı ve zırhlı araba ile ödüllendirilerek emekli oldu.
Yurttaşlar olarak hala burada ne konuşulduğunu, hangi anayasal hakkımızı pazarlık konusu yapıldığını bilmiyoruz. Tüm eleştirilere karşın taraflar bu sırrın kendileriyle mezara kadar gideceğini belirterek suskunluğa devam etmektedirler.
Demokratik rejimde egemenliğin gerçek sahibi olarak neler konuşulduğunu bilmek istiyoruz.
Uzun zamandır göz bebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hakkında bir yıpratma kampanyası yürütülmektedir. Silahlı Kuvvetler içinde suç işlemiş kişiler ve guruplar varsa bunların ayıklanıp gereğinin yapılması hepimizin arzusudur. Ancak bu bahane ile tüm Silahlı Kuvvetleri, altından kalkılamayacağı suçlamalarla karalamak ve yıpratmak ve bunu yapanlar hakkında da bir işlem yapmamak, yurttaşların büyük bir bölümünün üzülmesine ve tedirgin olmasına neden olmaktadır.
Bu kez, gündemde olan ve durmadan ad değiştiren Kürt Açılımı>Demokratik Açılım> Milli Birlik Projesi ve teslim olan PKK grubuna yapılan abartılı karşılama törenleri ve Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu söylenen ve kim tarafından gönderildiği belli olmayan ıslak imza olayı sonrasında tırmanan gerginlik üzerine Başbakan Sayın Erdoğan ile Genel Kurmay Başkanı Sayın Başbuğ arasında 29.10.2009 akşamı yapılan 1 saat 20 dakikalık görüşme konusunda, egemenliğin gerçek sahibi biz yurttaşlara her hangi bir bilgi verilmemektedir.
Ülkede yaşanan bu olağanüstü dönemde neler yapılıyor, nelerden vazgeçiliyor, neler kazanılıyor her şeyi bilmek istiyoruz.
Kurumlara arsı gerginliğe değil uyumlu çalışma taraftarıyız. Ancak kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelerle yaratılan yapay uyumdan değil gerçek ve samimi uyum istiyoruz.
Açık ve şeffaf bir yönetim istemek Anayasal hakkımızdır Sayın Başbakan. Anayasada kaynağı olmayan bu türlü gizli görüşmeler yapmamak ve yaptığınız görüşmeler hakkında bizleri bilgilendirmekte sizin göreviniz.
Her şeyi, ama her şeyi bilmek istiyoruz 31.10.2009
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
guduzakgul@hotmail.com
2 yorum yazılmıştır
Yazan:gunduzakgul | Tarih: 2009-11-02 18:26:49Konu: Yanıt
Yazan:gunduzdemirhan | Tarih: 2009-11-01 00:00:44Sayın Adaşım,
Demokrasi bütün kurum ve kuralları ile işlediği zaman askerin böyle bir e-muhtıra vermesi uygun olmadığı gibi görevide değildir. Ancak ülkemizde herşey rayından çıkmış, laik Cumhuriyeti koruma ve kollamak görevi yasa ile verilen Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu görevini e- muhtıra ile yerine getirmesi suç değildir. İktidarın yarattığı olumsuz koşullar karşısında biz siviller gibi birer yurttaş olarak askerlerinde elbetteki yasaların verdiği yetki ile konuşma hakları doğar. Yorumunuz için teşekkürler. Saygılarımla
Düzenleyen gunduzakgul gün: 2/11/2009 saat: 18:28
Konu: askere hakaret le ilgili
Sayın savcım, e- muhtıra bir suç mudur? Asker bunu yapmış mıdır? Bunu söylemek te askere hakaret kapsamına girer mi?
Bu işler nasıl düzelecek?
